
Ağzına kadar doldurmuştu kalbini onu var eden kadınla, dudak payı bile bırakmamıştı…
-Biliyorsun beni, severim markette dolanmayı, sonra tuvalet kağıtlarının olduğu rafa geldim ve 92 yaşında bir kadın gördüm, en hesaplı tuvalet kağıdını arıyordu.
- İyi de herkes yapar bunu.
-Tamam ama, 92 yaşındasın, yarın ölebilirsin, üç kuruşun hesabını yapmanın ne anlamı var? Yani, 92 yaşında sıçabiliyor olmak zaten muhteşem bir olay, neden en pahalı tuvalet kağıdını alıp bunu kutlamıyorsun?

Kapı acılıyo
Kapanıyo kapı
Ayaklardan aynı sesler cıkıyor
Kecılerı kacırmıs
Buralarda bır kecıler ortalıgı dagıtıyoo
Kapı acılıyo
Kapanıyo kapı
Kecılerın hepsı aynı yone bakıyorrr
Aynı göğe baktık farklı zamanlarda belki
Aynı yağmur biriktirip kendini
Ayrı zamanlarda yıkadı gözyaşlarıyla bizi,
Arındık bir annenin masumiyeti kadar
Pervane olduk, yandık kanatlarında kelebeğin,
Aklımın süzgecinde kaldı son resmin
Zeytin gözlü hatıram, umudum her daim sevda gibi,
Toplayıp tüm yalnızlıklarımı
Sen isimli bir tren istasyonunda
Köhne vagonların, biçare yolculuklarına bırakıyorum,
Yolculukların en yalnız zamanında.
Rayların suskun ötüşlerinde acı
Ve umuda dair sol yanım var kalbimin,
Kanayan bir yaranın son gülümseyişi gibi…
Ruhum var,
Ve hala senin seyrindeyim.
Yolculukların en güzeli
En yağmurlu günündeyim…
ENGİN KAYGISIZ


Sana ne kadar ihtiyacım olduğunu göremeyecek kadar uzaklaşmış olamazsın.

Neden mi?
-Çünkü bazen, onunla geçireceğin 1 dakika için tüm ömrünü verebilecek kadar seversin.
Mezar yazısı
Bir gün beni sevecek olursun,
Severken cesur ol küçük.
Öpüşürken ağırlaşıyorsa dudakların
Ve sağırlaşıyorsa ne varsa olan biten.
Puslanıyorsa karalar ve ıslanıyorsa başkaların,
Öp, düşünme.
Bakarsın o zaman alırım seni.
Bir karakolun önünden geçecek olursun,
Geçerken adaletsiz ol küçük.
Ruhum oradadır içeride.
Kırık bacaklı bir sandalye ve ileride,
Benden kopmuş bir kaç kırık cam parçası.
Bu baharlar artık değmiyorsa dışarıda el ele gezmeye
Dal içeri, düşünme…
Bakarsın o zaman alırım seni.
Bir mezarlığın önünden geçecek olursun
Geçerken metin ol küçük.
Bir gün sen de gireceksin o aydınlık çemberin içinden.
Soğuk ve tozlu taşların arasında ararken ismimi,
Sızlıyorsa için ve kanıyorsan derinden;
Öldü de, düşünme.
Sayılı nefes çabuk tükenir.
Heyecanlanma, biteceksin.
Unutma!
O hayat seni yoracak,
Sen bana geri döneceksin.
Bir gün tekrar karşıma çıkacak olursun,
Pişman olsan da dik dur küçük.
Bakarsın o zaman alırım seni…
(Kaynak: canbonomo)