Selam verdim, görmedin, ne zaman, şimdi. O şimdi benimdi, bu senin şimdi. Şimdilerin kimi güldürür, kimi ağlatır. Renklerin, seslerin, sözlerin anlamı, ağırlığı, Kendileriyle ve öbürleriyle duyarlığı, uyarlığı Bir de uymazlığı, duymazlığı, sağırlığı vardır. ‘Bir şulesi var ki sem-i Çanın Fanusuna sığmaz asumanın’ Çok şimdiler Şeyh Galibin malıdır. Şimdi buradaydı, nerede, oradaydı, görmedin mi? Ben ora, sen bura, sen ora, ben bura dendikçe, Şimdi bir şey olsadır, hem bir şey olmasadır.. ‘Ne meyle ne ney-u neyle simdi, Gönül eglenmeyor bir şeyle şimdi’ Şimdiden Fuzuli uzanmış olmalıdır. Bir şimdiden bir şimdiye köprü kurarlar Da balıklar üstünde Yunus deye geçerler. Benim çocukluğumdaki yunuslar yuvarlaktır. ‘Deryada deryalıklar, suda oynar balıklar, Ne bu sevda olaydı, ne de bu ayrılıklar’ Çocukluklar çocuklardan azdır. Ne olacak simdi, ne olmuşdu, komşuda yangın çıkmıştı, Sönmüştü, külleri uçuşmuştu, başıma yağmıştı. Bu çizgiler, bu aklar, o ani yangınından kalmadır, Ne olduysa için-için ve neler de olmadıysa, Hiçbir zaman demedimdi bir hiç için. O konak asıl şimdi yanmaktadır.

düşerken duramazsın, susarken anlatamazsın
belki de.. ne bileyim ben..
uzaksan duyamazsın, bıraksan bulamazsın
nerdeyim… biliyorum ben..
yalan… ne diyorsam ne duyduysam hep yalan
yalan… kim ne dediyse, ne duyduysam yalan.
duramaz ki yanan, bulamaz ki arar
duruyorum ben…
yalan… ne diyorsam ne duyduysam hep yalan
yalan… kim ne dediyse, ne duyduysam yalan.
bilirsen unutamazsın, aşikârı saklayamazsın
kimdeyim arıyorum ben.
sorarsan açamazsın, kurursan damlayamazsın.
belki de… kuruyorum ben.

Emeği geçenlere teşekkür
Selam bende yarası olanlar
Hesabı kapatıyorum burada
Ve yola çıkıyorum geride kalanlarla
Ucuz duygunun cilalısı olmadım
Sıfırdan kural uydurdum bu oyuna
Koca çöplükte bi şarkı tutturdum
Ama yenilmedim gelmedim oyuna
Çekilin yoldan geliyor kaptan
Bak yine neler söylüyor zaman
Uslanmıştım buzlanmıştım akıllanmıştım
Yalan
Kaçılın yoldan kaçıyor kaptan
Bak yine neler söylüyor zaman
Unuttum da uyuttum da güzelleştim de
Aman
Önceki hayattan kalma gibiyim
Sanki hala başım dönüyor
Paçamı bırakın da gideyim
Herkes beni bir şey sanıyor

Siz ikiniz siz ikiniz benim hakkımda ne konuşuyorsunuz? 

Senin…

Senin ismin neydi? 

Her birliktelik kalbinin emzireceği bir yeni bebektir. Önce emeklemeyi sonra yürütmeyi öğretmen gerekir.

“Bağışlayın, ama biri ile konuşmam gerek.
Bağışlayın, ama bazen kendimi kalabalığın içinde buluyorum, pazarlarda panayırlarda filan…
Demek istediğim… O gözler… Burunlar… Dirsekler… Yürüyüşleri… Konuşma biçimleri…
Bağışlayın, ama bu kartondan yapılmış gibi duran yüzlere baktığımda, kahkahaya benzemeyen kahkahaları duyduğumda kendimi sık sık cehennemin bağırsaklarındaymışım gibi hissediyorum…

Aklımın katledilmesinden farksız bu, anlıyor musunuz? Korkusuzlukları tek idraksizlikleri olan adamlar ve kadınlar…
Bağışlayın, tek istediğim onlardan olabildiğince uzak olmak…
Aykırı damgası yemeden bütün bunları dillendirmek olanaksız.
Hastayım belki. Örneğin bir asansöre binip, kendimi türümden beş-altı kişi ile çok yakın ve hapsolmuş bulduğumda hiçbir şeyin kurtarılamayacağı, havasız bir delilik mağarasında olduğum duygusuna kapılıyorum.
Bağışlayın, ama bazı hayvanları anlayabiliyorum, yuvalarını toprak altında yapan hayvanları, uçan veya en küçük ses veya görüntü karşısında kaçıp saklanan hayvanları. Ben de bir hayvanım belki, insan bedenine hapsolmuş bir hayvan.

Bukowski
Siz hepiniz, delicesine çalışmayı ve hızlı, yeni, yabancı olanı sevenler -kendinize katlanamıyorsunuz! Sizin çalışkanlığınız bir kaçıştır ve kendi kendini unutma istemidir.
To Tumblr, Love Pixel Union

Welcome to the new Fluid.

Read more about the new theme (including how to switch back to the old one) over on our staff blog. This notification will expire within one week, but you can also easily turn it off in your customization panel.

Close